1. Her şeyden önce denetimde mevcut olan dört başlı yapı yılların
bir sorunudur ve özal dönemi de dahil koalisyon hükümetleri döneminde
bu durum çözülememiştir. Söz konusu koalisyon dönemlerine dikkat
edildiğinde Türkiye'nin en karanlık ve kötü dönemleri olduğu
görülecektir. Böyle bir ortamda ise bürokrasi zayıf hükümetlerin kısır
çekişmelerinden faydalanarak ve söz konusu hükümetlere sızarak
(milletvekili ve bakan olarak), kurul menfaatlerini her zaman ülke
menfaatleri üzerinde tutmuş ve şu ana dek kendi bürokratik iktidarını
oluşturmuş ve bu iktidarı güçlendirmiştir. Olagarşik Bürokrasi denen bu
durum ülkenin sosyo-ekonomik yapısını yıpratarak, bürokrasinin asıl
amacı olan ülkeye hizmet anlayışını terk ederek, sürekli bir iktidar
yapısı olan bir sınıf oluşturmuş. Hatta daha da ileriye giderek bu
sınıf yapısını koruyacak önlemler (Kanun, yönetmelik ve tebliğler)
almıştır. Yapılan bu düzenlemelerin çoğu kanunlara ve anayasaya
aykırılık teşkil etmesine rağmen ülkede tek parti iktidarının
oluşmaması nedeniyle söz konusu kanuna aykırı düzenlemeler
kaldırılamamış böylece kurumların bünyesinde KAST SİSTEMİ oluşturulmuş
ve söz konusu bu sistemle kurullar devlet kaynaklarını kendilerine
aktarmış ve büyük menfaatler temin etmiştir. (bunlardan biri de YMM
müessesidir.). Kurum içinde aynı işi yapanlar arasında ayırıma
gidilmiş, ayırımcılık yapılmıştır ve dolayısıyla kurum içinde kavgalı
birimler oluşturulmuş ve çalışanlar sürekli olarak birbirinden nefret
eder hale gelmiştir. Bu durum ekonomik yapısı zaten zayıf olan
devletin, ayakları üzerinde durabilmesini sağlayacak ve güçlendirecek
önlemler alınmasına itmiştir ki bu da sorunların kaynağını bilen ve
kaldırmak isteyen AK PARTİ döneminde yapılacaktır. Çünkü artık söz
konusu oligarşik bürokrasi sistemi tıkamıştır ve de bu durum ülke
menfaatlerini yok etme noktasına getirmiştir. (Kayıtdışı ekonomi ve
vergi adaletsizliği gibi).
2. Sorun Ak parti hükümeti tarafından
çok iyi bilinmekte ve IMF ile yapılan Stand-by anlaşmalarında da bu
durumun çözüleceği taahhüt edilmişti. Ancak yapılan 5345 sayılı GİB
yasası ile Hesap Uzmanları Kurulu ve Hesap Uzm. kökenli Maliye
Bürokratları (Ki maliye teşkilatının tüm idari yapısı bunlarca adeta
işgal edilmiş durumdadır) tarafından amacından saptırılmıştır ve şu an
ki berbat duruma getirilmiştir. Çünkü 5345 sayılı Yasa ile kurulan
Gelir İdaresi Başkanlığı, hiçbir şekilde sorunu çözemediği gibi kayıt
dışılığı artıran en önemli unsur olmuştur, vergi adaleti
sağlanamamıştır, vergi kayıp kaçağı daha da artmıştır, maliyeye güven
kalmamıştır. Ne acıdır ki GİB'in yaptırdığı "mükellef eğilimleri
anketin" de de bu durum çok bariz bir şekilde açığa çıkmıştır. Bu
anketle GİB sınıfta kalmıştır. Çünkü GİB yasası ile hem çalışanların
hem ekonomi çevrelerin beklentilerini karşılamamıştır. Söz konusu
sorunun çözümünü maliye bürokrasisine devreden hükümet şunu görmüştür
ki; GİB yapılanması başarısızdır, kurullar kendi menfaatlerini ülke
menfaatlerinin önüne almıştır ve de bunun çözümü ANCAK maliye
bürokrasisinin By-Pass edilmesi ile çözülür, Oligarşik Bürokrasinin
kökü kazınmadıkça ülke menfaatleri zarar görecektir.
3. Söz
konusu düzenlemede zaten maliye bürokrasisi değil tamamen Akademik
kökene sahip Ekonomiden Sorumlu Bakan Nazım EKEN ve ekibi tarafından
yapılmıştır. Her şey hazırlanmıştır. Yapılan bu düzenlemeden hiçbir
maliye çalışanının doğrudan katkısı yoktur. (yani Maliye bürokratları
dolayısıyla Maliye müft., Hesap Uzm. larının katkısı yoktur.Çünkü yine
amacı saptırmak isteyecekleri için söz konusu düzenlemeye müdahil
olmaları engellenmiştir.) Maliyede ki kurulların tamamı
kaldırılacaktır. Çok başlı denetim kaldırılıp TEK ÇATI ALTINDA
birleştirilecektir. Aynı Sosyal Güvenlik Kurumundaki gibi yeniden
yapılandırılacaktır.(SSK, Bağkur ve Emekli sandığı, Bakanlık müft.
birleştirilip adlarının Sosyal Güvenlik müft. yapıldığı gibi)
4.
Çünkü vergi adaletsizliğinin ve kayıt dışı ekonominin temelinde VERGİ
DENETİMİNİN YETERSİZLİĞİ vardır. Bu sadece Vergi Denetmenlerinin ve de
Gelirler Kontr. yaptığı denetimle çözülemez-ki çoğu Hesap uzm. ve
maliye müft. idari görev yapmaktadırlar ve vergi denetimine hemen hemen
hiç katkısı bulunmamaktadır. Hesap uzm. denetimi sadece YMM'lik için
yapmaktadırlar ve 10 yıl dolduktan sonra kurulu terk etmektedirler.
5.
Bazı kalemşör köşe yazarlarının köşelerine taşıdıkları tepki
yazılarının tek amacı da şudur : Bu durumdan rahatsız olan hesap uzm.
Ve maliye müft. Son bir gayretle yapılacak olan düzenlemeyi baltalamaya
çalışmaktadır. Eğer söz konusu düzenleme adı geçenlerce engellenemezse
amacından saptırmak için sulandırılmak istenmektedir. Kısaca adı geçen
denetim elemanları GERİLLA TAKTİĞİNİ kullanarak savaşacaktır. En
azından yapılacak olan düzenlemeyi işlevsiz hale getirmeye
çalışacaklardır.
6. Ancak alınan duyumlar ve yapılan
açıklamalardan VERGİ DENETİM BİRİMLERİNİN BİRLEŞTİRİLMESİ (Vergi
denetmeni, Gel. Kontr., hesap uzm. ve maliye müft. Tek unvan ve tek
çatı altında birleştirilmesi ve etkinleştirilmesi) amacıyla yapılan
düzenlemenin çoktan bittiği, üzerinde sadece son rötuşların
yapıldığıdır.
7. Adı geçen dört denetim birimin
birleştirilemeyeceği iddiası bir safsatadır, gündem saptırmadır. Söz
konusu birimlerin birbirinden farklı olduğu iddiası komiktir. Söz
konusu açıklamaları yapanların, maliye teşkilatındaki denetim birimleri
ile ilgili bilgi cahili olduğu açıktır. Ne amaca hizmet ettiği de
bellidir. Bu söylentiler sadece konuyu ve düzenlemeyi saptırmak amaçlı
yapılan beyanatlardır. Ancak hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Çünkü
VERGİ DENETİMİNİN TEK ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRİLMESİ’de sona gelinmiştir. alıntıdır. http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=418281&page=6