“G.İ.BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” HAKKINDAMALİYE MÜFETTİŞİ GÖRÜŞÜ
“G.İ.B. TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE MAL.BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA K.H.K BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİMİZ
1) Tasarının Genel Gerekçesinde, vergi denetim birimlerinin gelişmiş ülkeler uygulamalarına paralel olarak yeniden yapılandırıldığı belirtilmektedir.
tasarıyla yapılan, gelişmiş ülkeler uygulamalarına tamamen terstir.
.....
Ayrıca, yukarıdaki önem kademelendirmesine paralel olarak, coğrafi yönden “mahallinde-bölgede-merkezde” olmak üzere yine üçlü bir kademelendirilmiş yapı görülmektedir. Bu coğrafi kademelendirme özellikle bizim gibi büyük ülkelerde daha belirgindir.
Ülkemizde, şu anki durumda küçük işletmeler için mahallinde (illerde) inceleme yapan vergi denetmenleri bulunmaktadır. Bunlar orta çaplı işletmeleri de denetlemektedirler. Bizde eksik olan, münhasıran orta ölçekli işletmeler için bölge merkezlerinde çalışacak vergi inceleme elemanlarının bulunmayışıdır. Ancak tasarıyla bu eksiklik giderilmemektedir.
2) Tasarının Genel Gerekçesinde, Mal.Bakanlığı ile G.İ:Bda ayrı ayrı unvanlar altında yürütülen vergi denetim hizmetlerinin, Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı ve Gelirler Kontrolörü unvanları kaldırılarak, Maliye Bakanlığında eşgüdüm ve işbirliği içinde yürütülecek şekilde konsolide edildiği belirtilmektedir.
Ancak, Maliye Teftiş Kurulu esas itibariyle bir vergi denetim birimi değildir, Maliye Müfettişleri de vergi inceleme elemanı olarak nitelendirilmemektedirler.
Bilindiği üzere vergi incelemesini düzenleyen temel Kanunlar 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 4709 sayılı Hesap Uzmanları Kurulu Kurulmasına Dair Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunudur.
5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 4/j maddesinde “belirlenen temel politikalar ve stratejiler doğrultusunda vergi inceleme ve denetimlerini gerçekleştirmek” Gelir İdaresi Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Başkanlık bu görevi iki birimi vasıtasıyla yerine getirmektedir. Bunlar, Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı ile Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığıdır. Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı taşrada konumlanmış Vergi Denetmenlerinin vergi incelemelerini belirlerken, Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı da doğal olarak Gelirler Kontrolörlerinin yapacakları vergi incelemelerini tayin etmektedir.
Bu çerçevede ana görev tanımı vergi incelemesi olan 3 ayrı vergi denetim elemanından bahsedilebilir. Bunlar; Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri olup, bu birimlerdeki denetim elemanları aynı zamanda vergi inceleme elemanları olarak da nitelenirler.
Vergi Usul Kanununda vergi inceleme yetkisi verilen Maliye Müfettişleri ile Vergi Dairesi Müdürleri ise esas itibariyle vergi inceleme elemanı olmayıp, yaptıkları görevleri gereği vergi inceleme yetkisine haiz görevlilerdir. Bu nedenle, Maliye Teftiş Kurulu hiçbir zaman sadece bir vergi denetim birimi olarak görev icra etmemiş, Bakanlığın teftiş, soruşturma, genel inceleme ve araştırma birimi işlevi her zaman ön planda olmuştur.
3) Tasarının Genel Gerekçesinde, merkez denetim elemanlarının yeni vergi denetim biriminde kariyerlerine uygun olarak çalıştırılacakları belirtilmektedir.
Ancak, Maliye Müfettişlerinin kariyeri vergi incelemesi değildir.
Maliye Müfettişlerinin asıl işleri esas itibariyle teftiş, sonrasında ise tetkik ve tahkikattır. Vergi incelemesi burada tetkik işlevi içerisinde kısmi bir yer tutar. Diğer deyişle özel sektöre dönük bir iş olan vergi incelemesi, Maliye Teftiş Kurulunun iş hacmi içindeki payı %10’u geçmeyen ikincil bir iştir, kariyerin belirleyici unsuru değildir. Belirleyici unsur kamuya dönük bir iş olan teftiş, yani idarenin denetimdir.
4) Tasarının Genel Gerekçesinde, Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığında ayrı ayrı yürütülen vergi denetim hizmetlerinin, Maliye Bakanlığında konsolide edildiği belirtilmektedir.
Ancak, bu tasarıyla vergi denetim hizmetleri Maliye Bakanlığında toplanmamakta, tam tersine halen Gelir İdaresi Başkanlığında toplanmış olan vergi denetim hizmetleri dağıtılmaktadır.
Halen, görev tanımları nedeniyle mesailerinin hemen tamamını vergi incelemesine ayırmak durumunda bulunan ve bu nedenle de vergi inceleme elemanı olarak da adlandırılan Hesap Uzmanı, Gelirler Kontrolörü ile Vergi Denetmenlerinin toplam sayıları 3410 (= 300+330+2780) olup bu elemanların, 3110’ u (=330+2780) ile vergi dairesi müdürlerinin tamamı Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak görev yapmakta iken 300 Hesap Uzmanı ise Bakanlık bünyesinde görev üstlenmektedir. Buna göre halen, vergi dairesi müdürleri hariç, salt vergi incelemesi ile uğraşan elemanların % 91’ i (=3110/3410) zaten Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesindedir. Bu durumda, mevcut yapıda “vergi denetiminde çok başlılık bulunduğu” iddiasının geçerli olmadığı anlaşılmaktadır.
Tasarı Gelirler Kontrolörlerinin, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinden çıkarılarak Bakanlığa bağlanmasını öngörmektedir. Böylece Bakanlığa bağlı salt vergi incelemesi ile uğraşan elemanların sayısı 300’den 630’a çıkarılmakta, aynı zamanda Maliye Müfettişlerinin Bakanlığın merkez ile bağlı ve ilgili kuruluşlarına yönelik diğer tüm teftiş, denetim ve soruşturma yetkileri yok edilerek salt vergi inceleme elemanlarına dönüşümü sağlanmak suretiyle bu sayı 750’ye yükseltilmektedir. Bu değişiklik sonucunda toplam vergi inceleme elemanı sayısında sadece 120 kişilik bir artış meydana gelmiş olmakta, Bakana bağlı vergi inceleme elemanı sayısı 300’den 750’ye yükseltilmekte, 2780 Vergi Denetmeni Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde bırakılmaktadır. Bu değişimin oransal dağılımı ise, vergi inceleme elemanlarının % 21’i Bakanlıkta ve %79’u Gelir İdaresi Başkanlığında olacağını göstermektedir. Bu rakamlardan da görüleceği üzere, asıl tasarının kabulü halinde vergi incelemesi alanında parçalı bir yapı ortaya çıkmakta, esasen vergi ve vergi incelemesi uygulamalarının esas sorumlusu olan Gelir İdaresi Başkanlığının sahip olduğu denetim gücü % 91 den % 79’a düşürülerek zayıflatılmaktadır.
5) Tasarının Genel Gerekçesinde, G.İ.B'nın merkez ve taşra teşkilatının denetim boyutuyla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç bulunduğu belirtilmektedir.
Ancak tasarı vergi denetim modelini değil, Maliye Bakanlığının denetim yapısını değiştirmektedir.
Tasarının Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının görevlerini belirleyen 4 üncü maddesi Başkanlığın görev alanını sadece vergi incelemesi ile sınırlandırmaktadır. Söz konusu maddede 14 bent halinde sayılan görevlerin tamamı vergi incelemesine yöneliktir ve tek bir bent halinde toplanması mümkündür. Kaldı ki, zaten Vergi usul Kanununun 134 ve takip eden maddelerinde ayrıntısıyla düzenlenmiş olan vergi inceleme yetkisinin bu tasarıda da düzenlenmesi gereksiz bir mükerrerlik doğurmaktadır.
Tasarı esasen sadece vergi incelemeleri konusunda yenilik içermeyen bir düzenleme getirmekte, buna karşılık Bakanlığın teftiş ve idari denetim yapısını ise tamamen çökertmektedir. Bir başka ifade ile bu tasarı, özü itibarıyla, Maliye Teftiş Kurulunu ortadan kaldırmak suretiyle “Maliye Bakanının” gelir idaresi de dahil olmak üzere merkez ve taşra birimleri üzerindeki denetimini kaldırmaktadır. Bu nedenle, tasarıyla vergi incelemesinde çok başlılık kaldırılıyor izlenimi verilmek istense de, temel teftiş ve soruşturma yetkisi yok edilmek suretiyle, aslında Maliye Bakanlığının genel denetim gücü açıkça zaafa uğratılmaktadır.
Halbuki, iyi bir vergi idaresi tasarımında, idarenin uygun yetkilerle donatılması yanında, bu yetkilerin hem devlet, hem de mükellef hukukunu gözeten bir anlayışla kullanılıp kullanılmadığını izleyecek, mükellefler tarafından vaki olacak ihbar ve şikâyetleri değerlendirecek bir “teftiş ve soruşturma” biriminin mevcudiyeti, denetim ihtiyacının “olmazsa olmaz” bir diğer boyutunu teşkil etmektedir. Bu ihtiyacın göz ardı edilmesi halinde, uzun vadede kaçınılmaz biçimde idarenin; “yozlaşması”, “etkinlikten uzaklaşması”, “mükellefler bakımından gönüllü uyum eğiliminin azalması” sonuçları ortaya çıkacaktır.
6) Tasarı T.C.Anayasası, 3046 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esaslarını Düzenleyen Temel Kanun ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile uyumlu değildir.
...........
Nitekim anılan madde içeriğine bakıldığında Maliye Müfettişlerinin görevleri sayılırken tamamen bu kapsamdaki hususlara yer verildiği görülmektedir.
Maddenin (a) bendinde genel, katma ve özel bütçeli dairelerle fonlar ve döner sermayeli kuruluşların (b) bendinde imtiyazlı şirketlerin (c) bendinde dernek vakıf ve sendikaların teftişine yer verilmiştir.
Dikkat edileceği üzere,
Maliye Müfettişlerinin görev ve yetkilerini düzenleyen Kanun maddesinin hiçbir yerinde vergi incelemesine yapılmış bir atıf yoktur. Maliye Müfettişlerinin bu konudaki yetkisi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135 inci maddesinde yer alan bir düzenlemeyle sağlanmaktadır.
Bakanlığın teftiş, denetim ve soruşturma yükümlülüğünü 129 yıldan beri aksatmadan yürütmekte olan Maliye Teftiş Kurulu, önemli yolsuzluk olaylarının incelenmesinde ve vergi dairesi teftişlerinde vergi inceleme yetkisini tamamlayıcı bir unsur olarak kullanmıştır. Tasarı ile Teftiş Kurulu açısından tali nitelikteki bu yetki ön plana çıkarılarak Maliye Teftiş Kurulu mensupları salt vergi inceleme elemanı olarak değerlendirilerek ortadan kaldırılmaktadır. Dolayısıyla, tasarlanan modelle Maliye Müfettişlerinin katılımı ile Bakanlığın sayısal olarak vergi inceleme kapasitesi kısmen artırılırken, Anayasa ve kanunların öngördüğü teftiş birimi yok edilmek suretiyle gerçekte Bakanlığın işleyişine ve idari yapısına çok daha büyük zarar verilmektedir.
Ayrıca sorun sadece bir Kanunlar arası uyumsuzluk sorunundan ibaret olmayıp, Bakanın merkez ve taşra teşkilatı üzerindeki denetim görev ve yetkisini kullanan Maliye Teftiş Kurulunun ortadan kaldırılması ile bir bütün halinde Maliye Bakanlığı ciddi risklerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu çelişkiyi gidermek için yapılması gereken Teftiş Kurulunun kaldırılması değil, zorunlu görülmesi halinde yeniden organize edilmesidir. Aksi takdirde, tasarı ile oluşturulan Vergi Denetim Kurulunun yetkilerinin sadece vergi incelemelerine dönük olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda, Bakanlık bünyesinde yeni bir teftiş kurulu oluşturulmak zorunda kalınacaktır. Esasen bu çelişkili durum bile söz konusu tasarının niçin yasalaşmaması gerektiğine tek başına gerekçe teşkil etmektedir.