Image Hosted by ImageShack.us

Tanım

O ŞİMDİ ADANADA .....bazen zülüm içinde adalet tecelli eder .Yani insan bir sebeple bir haksızlığa bir zulme maruz kalır;başına bir felaket gelir,hapsede mahkum olur,zindanada atılır.Bu hüküm bir zulüm olur.Fakat bu vakıa ,adaletin tecellisine bir vesile olur. Kaderi İlahi,başka bir sebepten dolayı cezaya mahkumiyeti hak etmiş olan kimseyi ,bu defa bir zalim eliyle cezaya çarptırır,felakete sürükler.Bu ilahi adaletin bir nevi tecellisidir. üstat


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* akifoz
* Sarıveliler Çukurbağ köyü
* Hamide ÖZ
* Daganer
* Özdaganer
* Adana Vergi dairesi
* vergi-denetmeni
* Konya sergi dairesi
* DERNEK
* GELİR İDARESİ
* MEVZUAT

Kategoriler


Azalan mükellef sayısı af beklentisini artırdı

Vergide düşen tahsilat ve azalan mükellef sayısı af beklentisini artırdı. Geçen yıla göre mükellef sayısı 52 bin kişi azaldı. Maliye Bakanlığı ise vergide affa sıcak bakmıyor.
 
Krizin etkisiyle vergisini ödemeyen veya ödeyemeyen mükelleflerin oranı arttı. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın verilerine göre, 2008'de Gelir Vergisi'nde yüzde 85 olan tahakkuk/tahsilat oranı bu yılın ekim ayında yüzde 79,4'e geriledi. Kurumlar Vergisi'nde de yüzde 87,2 olan oran yüzde 78,6'ya düştü. Mükellef sayısında ise bir yılda 52 bin kişilik kayıp yaşandı. Tüm bu gelişmeler vergide yeni bir af beklentisini artırdı. Ancak hem Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hem de Vergi Konseyi Başkanı Mehmet Uysal affa sıcak bakmıyor. Hükümetin geçen yılki 18 eşit taksitte vergi borçlarını tahsil etme uygulaması da beklenenin çok altında ilgi görmüştü. Hükümet son günlerde gecikme faizi ile tecil faizini düşürerek cezalı vergi borçlarının ödenmesini kolaylaştırmaya çalıştı. Ancak bu da yeterli bulunmadı.
 
Toplamda 52 bin azaldı
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın verilerine göre, 2008 Ekimi'nde 1 milyon 718 bin 837 olan Gelir Vergisi mükellefi sayısı bu yılın ekiminde 1 milyon 696 bin 103'e geriledi. Geçen sene yaz aylarında başlayan düşüş trendi sürmüş ve 2009 Ocak ayında 1 milyon 696 bin 627 olmuştu. Mart-nisan aylarında daha da düşen Gelir Vergisi mükellef sayısı, martta 1 milyon 688 bin 407'ye geriledi. Temmuzdan itibaren artmaya başlayan mükellef sayısı ağustosta 1 milyon 697 bin 995'e çıktı. Ancak ekimde 1892 mükellef daha sistemden çıktı. Ağustostan itibaren düşüş yeniden başladı.
Kurumlar Vergisi'nde de aynı trend yaşandı. 2008 Ekimi'nde 641 bin 851 olan mükellef sayısı, bu yılın ekimde 641 bin 384 oldu. Basit usul denilen küçük esnafın tabi olduğu sistemdeki sayı ise geçen yıl ekimde 752 bin 265'ti. Bu yıl aynı ayda ise 743 bin 360'a geriledi. KDV mükellef sayısı da 2008'in ekiminde 2 milyon 281 bin 968'di, bu yılsa 2 milyon 262 bin 104 oldu. Yaz aylarında tüm vergi mükellefi gruplar için kısmi bir artış yaşandı ancak mükellef sayılarında eylülden itibaren yeniden düşüşe geçildi. Geçen yıl ekimde 5 milyon 394 bin 921 olan mükellef sayısı, bu yılın ekimde 5 milyon 342 bin 951'e düştü. Böylece mükellef sayısı 51 bin 970 azaldı.
 
18 taksit işe yaramadı
Küresel krizin de etkisiyle vergi gelirlerinde tahsilat oranları geriledi. 2008 yılında Gelir Vergisi'nin tahakkuk/tahsilat oranı yüzde 85'ti. Ancak bu yılın ekim ayı itibariyle bu oran yüzde 79,4 oldu. Kurumlar Vergisi'nde ise oran 2008 yılının tamamında yüzde 87,2'ydi. Ekim itibariyle ise oran yüzde 78,6 oldu. Vergisini ödemeyen veya ödeyemeyenler oransal olarak arttı.
Geçen yıl çıkarılan 18 taksitte vergi borçlarının ödenmesi imkânı beklenen etkiyi yaratmadı. Bu ödeme imkânı kapsamında tahsilat yüzde 40'ın altında kaldı. Aylık ödeme miktarı yaklaşık 650 milyon TL olması gerekirken, 200-250 milyon TL'leri geçemedi. Varlık Barışı'nda da beklenen gelir elde edilemedi. İkinci Varlık Barışı için beyan 19 Kasım itibariyle 7.2 milyar TL oldu.
 
AF SIK SIK DİLE GETİRİLMEMELİ
Vergi Konseyi Başkanı Mustafa Uysal ise vergide af ifadesinin sık sık dile getirilmemesi gerektiğini belirterek, bu durumda vergisini düzenli ödeyenlerde de ödememe eğiliminin arttığını söyledi. Vergi borçları için 18 ayda 18 taksit uygulaması ve Varlık Barışı'nın halen uygulamada olduğunu hatırlatan Uysal, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de geçen günlerde vergi affına karşı olduğu beyanının basına yansıdığına dikkat çekti. Vergi Usul Kanunu'nun kaçakçılık maddelerini düzenleyen 359'uncu maddesiyle ilgili olarak Adalet Bakanlığı'ndan bilgi aldıklarını anlatan Uysal, bu maddeden dolayı hapiste yatan çok kişinin bulunmadığını ifade etti.
 alıntı
refarans gazetesi neşe düzel
 
MÜKELLEF SAYISI 52 BİN AZALDI (Ekim, kişi)
 
2008
2009
Gelir Vergisi
1.718.837
1.696.103
Kurumlar Vergisi
641.851
641.384
Basit usul
752.265
743.360
KDV
2.281.968
2.262.104
Toplam
5.394.921
5.342.951

Tarih: 14:04, 3/12/2009 Kategori: GENEL
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Sahte fatura

Saygıdeğer Mükelleflerimiz,

Tüm mükelleflerimizin vergilendirmeye ilişkin ödevlerini harfiyen yerine getirmeye gayret ettiklerine inancımız tamdır. Bununla birlikte, bazı mükelleflerimizin, satın aldıkları mal ve hizmet karşılığında kendilerine verilen fatura vb. belgelerin vergi mevzuatı bakımından geçerli kabul edilemeyebileceğini bazen fark edemediklerine şahit olmaktayız. Bu nedenle, mükelleflerimizin vergi


mevzuatı bakımından herhangi bir sorun yaşamamaları için satın aldıkları mal ve hizmet karşılığında fatura vb. belge alırken dikkat etmeleri gereken hususlar ile kayıtlarına intikal ettirmiş oldukları bu fatura vb. belgelerin arasında vergi mevzuatı bakımından geçerli kabul edilmeme ihtimali olan fatura vb. belge bulunduğunu sonradan fark ettiklerinde başvurabilecekleri yolları kısaca açıklamakta fayda görmekteyiz

I – VERGİ MEVZUATI BAKIMINDAN HANGİ FATURALAR GEÇERLİDİR?
Bir Faturanın vergi mevzuatı bakımından geçerli olabilmesi için;
1- Faturanın anlaşmalı matbaaya bastırılmış olması (Maliye Bakanlığı amblemi olmalı) veya Noter tasdikli olması gerekir.
2- Düzenlenen fatura malı satan firmaya ait olmalıdır. Yani, faturanın üzerinde satıcı kim ise onun isim, unvan, vergi dairesi ve numarası basılı olmalıdır.
3- Fatura malı satın alan firmanın adına düzenlenmiş olmalıdır.
4- Fatura, gerçek bir alış veriş sonucu düzenlenmiş olmalıdır.
5- Malın veya hizmetin cinsi, miktarı ve fiyatı faturada doğru gösterilmiş olmalıdır.
6-Vergi mevzuatında belirtilen diğer şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş olmalıdır.
II – HANGİ FATURALAR VERGİ MEVZUATI YÖNÜNDEN GEÇERLİ SAYILMAZ?
I. bölümde belirtilen şartlardan herhangi birini taşımayan faturalar vergi mevzuatı yönünden geçerli sayılmaz. Mesela; anlaşmalı matbaaya bastırılmış, alıcı firma adına, bizzat satıcı firma tarafından düzenlenmiş olsa bile gerçek bir alış-verişe dayanmayan faturaların vergi mevzuatı uyarınca gider belgesi olarak kabul edilmesi ve faturada yer alan KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.
III – VERGİ MEVZUATI YÖNÜNDEN GEÇERLİ SAYILMAYABİLECEK FATURA ÖRNEKLERİ
1- Hiçbir mal veya hizmet satın alınmadığı, böyle bir gider, masraf olmadığı halde, ödenecek vergi tutarını düşürmek için başkalarından alınarak gider yazılan faturalar (İşyeri asansörü tamir ettirilmediği halde asansör tamir ettirilmiş gibi tamirciden alınıp gider yazılan fatura gibi.)
2 – Mal veya hizmet gerçekten satın alındığı halde, mal veya hizmetin satın alındığı satıcıdan fatura alınamadığı için, başkasından temin edilen faturalar. (İşyeri asansörü gerçekten tamir ettirildiği halde, tamiri yapan tamirci yerine başka birinden temin eden tamir faturası gibi.)
3 - Mal veya hizmet gerçekten satın alındığı halde, satın alınan mal veya hizmetin cins, miktar veya fiyatının farklı gösterildiği faturalar (10 TL.’ye alınan malın, 100 TL.’ye alınmış gösterildiği faturalar gibi)
IV–VERGİ MEVZUATINCA GEÇERLİ SAYILMAYAN FATURALARI KULLANANLARIN TESPİTİ
Teknolojinin ve e-devlet uygulamalarının gelişmesiyle birlikte, düzenledikleri faturaların vergi mevzuatı yönünden kabulüne imkan bulunmayan firmalar ile bu firmalarca düzenlenerek verilen faturaları kullanan mükelleflerin izlenip tespit edilmesi daha kolay hale gelmiştir.
Bir başka ifadeyle, mükelleflerimizin kayıtlarına intikal ettirdikleri fatura vb. belgelerin tamamı ile bunların arasında yer alan ve vergi mevzuatı yönünden geçerli sayılmayan faturalar kolayca tespit edilebilmektedir.
Kaldı ki, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen firmalar, düzenledikleri faturaları sadece bir firmaya değil, yüzlerce ve hatta binlerce firmaya vermektedir. Bu nedenle, Örneğin A firmasının hukuken geçerli olmayan faturayı B’den aldığı tespit edilmişse, B’nin bu tür fatura kestiği diğer yüzlerce firma da tespit edilmektedir.
Bu itibarla, vergi mevzuatı yönünden geçerli sayılmayan faturaları kullanan mükelleflerin incelemeye alınma ihtimali, normal bir mükellefin incelemeye alınma oranına göre en az 5-10 kat daha yüksek olmaktadır.
V – GEÇERLİ SAYILMASI MÜMKÜN OLMAYAN FATURALARI KULLANMANIN SONUÇLARI
Mal veya hizmeti gerçekten satın aldıkları halde faturasının geçerli olamayacağını fark edemeyen mükelleflerimiz, hem vergi mevzuatı uyarınca geçerli sayılması mümkün olmayan faturayı aldıkları kişiye KDV ödemiş olmakta, hem de bu faturaların vergi idaresince tespiti halinde, aynı KDV’yi gecikme faizi ve cezasıyla birlikte vergi dairesine ödemek durumunda kalmaktadırlar.
Bazı mükelleflerimiz ise, aldıkları faturanın, faturayı düzenleyen kişi veya firmanın KDV beyannamesinde beyan edilmesinin, faturanın geçerli olması için yeterli olduğuna inanmaktadırlar. Halbuki, faturayı düzenleyen kişi veya firmanın, kestiği faturayı KDV beyannamesinde göstermesi, faturanın geçerli olduğu anlamına gelmez. Çünkü bazen komisyon karşılığı naylon fatura ticareti yapanlar bile; vergi dairesine kayıt yaptırıp, verdikleri faturayı da beyan etmekte, ancak çıkan vergiyi ödememektedirler.
VI – VERGİ MEVZUATINA GÖRE GEÇERLİ SAYILMAYAN FATURADAN NASIL KORUNULUR?
1 - Faturanın, hukuken geçerli olması için gerekli 6 şartın tamamını taşımasına dikkat edilmelidir.
2 - Ödemeler banka kanalıyla hesaptan hesaba yapılmalıdır.
3 - Çek düzenlenmesi halinde, çekin mutlaka nama yazılı olmasına dikkat edilmelidir.
4 - Hesap sahibi ile adına çek düzenlenen firma, faturada yazılı firmayla aynı olmalıdır.
5 - Alınan mal ve hizmetle ilgili tüm belgeler (fatura, serbest meslek makbuzu, gider pusulası vb.) titizlikle saklanmalıdır.
Ancak ödemelerin çekle veya banka kanalıyla yapılması veya evrakların muhafaza edilmesi, bir faturanın vergi mevzuatı yönünden geçerli olduğu anlamına gelmez. Kullanılan faturanın gerçek bir alış verişe dayanması ve malın veya hizmetin cins, miktar ve fiyatının da mutlaka doğru gösterilmesi gerekir.
VII– FATURALARIN VERGİ MEVZUATI YÖNÜNDEN GEÇERLİ SAYILMAYABİLECEĞİNİN SONRADAN FARKEDİLMESİ HALİNDE YAPILABİLECEK İŞLEMLER
1. Mükelleflerimiz, Vergi Mevzuatı Yönünden Geçerli Sayılmadığını Sonradan Fark Ettikleri Faturaları İsterlerse Kendiliklerinden Kayıtlardan Çıkartarak Düzeltme Beyannamesi Verebilirler.
Bu durumda, indirim konusu KDV tutarının, kayıtlardan çıkarılan faturada gösterilen tutar kadar azalması sonucu, ödenmesi gereken KDV’de artış meydana gelebilecektir. Bu durumda, daha önce ödenmemiş olan KDV tutarının gecikme faizi ve cezasıyla birlikte ödenmesi gerekmektedir. Örneğin; Ocak 2007 döneminde mükellefin alınan faturalarının 1.000 TL.lik kısmının vergi mevzuatı yönünden geçerli olmadığı anlaşılmışsa, mükellefin karşılaşacağı mali külfet aşağıdaki gibi olacaktır.


İndirimi reddedilen alışlar (KDV hariç) 1.000,00
Tarh Edilecek KDV 180,00

Vergi Ziyaı Cezası 90,00

Gecikme Faizi (Ocak 2007-31/12/2009) 153,75

Toplam Tutar (TL) 423,75

2.Mükelleflerimiz, Vergi Mevzuatı Yönünden Geçerli Olmadığını Sonradan Fark Ettikleri Faturaları İsterlerse Kendiliklerinden Kayıtlardan Çıkartarak Pişmanlıkla beyanname verebilirler.
Beyannamelerin pişmanlıkla verilmiş olması dolayısıyla çıkabilecek ödenmesi gereken KDV için mükellefler adına Vergi Ziyaı Cezası kesilmez. Vergi aslının pişmanlık zammı ile birlikte ödenmesi yeterlidir.


İndirimi reddedilen alışlar (KDV hariç) 1.000,00
Tarh Edilecek KDV 180,00

Vergi Ziyaı Cezası 0,00

Pişmanlık zammı(Ocak 2007-31.12.2009), (aylık %2,5) 153,75

Toplam Tutar (TL) 333,75

3.Kullandıkları Geçerli Kabul Edilemeyen Faturaları Kendiliklerinden Kayıtlarından Çıkartmayan Mükelleflerimiz Hakkında Vergi İncelemesi Yapılır.
Rapor sonucuna göre mükelleflerimiz, KDV, gecikme faizi ve ceza ile muhatap kalabilir. Kayıtlara intikal ettirilen faturanın naylon olduğu ve bilerek kullanıldığı tespit edilirse üç kat ceza kesilir. Örneğin; Ocak 2007 döneminde alınan 1.000 TL.lik faturanın naylon olduğu ve bilerek kasten kullanıldığı anlaşılmışsa, karşılaşılacak mali külfet aşağıdaki gibi olacaktır.


İndirimi reddedilen alışlar (KDV hariç) 1.000,00
Tarh Edilecek KDV 180,00

Vergi Ziyaı Cezası 540,00

Gecikme Faizi (Ocak 2007-31/12/2009) 153,75

Toplam Tutar (TL) 873,75

Bilerek naylon fatura kullanan mükelleflerin uzlaşma hakkı da bulunmadığı gibi haklarında Cumhuriyet Savcılığına vergi kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla suç duyurusunda da bulunulur.
4. Vergi Mevzuatı Yönünden Geçerli Sayılmayan Faturaları Kayıtlarına İntikal Ettirdikleri İçin Haklarında 19 Haziran 2009 Tarihinden Sonra Vergi İncelemesine Başlanmış Olan Mükelleflerimizin Varlık Barışından Yararlanmaları Mümkündür.
Varlık barışından yararlanma hakkı bulunan mükelleflerimiz, beyan ettiği varlığın %5’i oranında (varlık yurt dışından getiriliyorsa % 2) vergi ödemekle yükümlüdür. Yapılan incelemede, beyan edilmiş olan varlık tutarı, indirimi reddedilen tutardan mahsup edilir. Mükellef varlık barışı kapsamından ödediği vergi dışında, KDV, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası ile karşılaşmaz. Örneğin, mükellefin yapılan denetimler sonucunda 2007 Ocak döneminde 1000.- TL’lik indirimi reddedilmesi gereken KDV’si bulunmaktadır. KDV açısından mükellefin varlık barışından yararlanması durumunda karşılaşacağı tablo şöyle olacaktır.

İndirimi reddedilen alışlar (KDV hariç) 1.000
Varlık Barışı Kapsamında Beyan Edilen Tutar (TL.) 1,000
Fark 0
Tarh Edilecek KDV 0
Vergi Ziyaı Cezası 0
Gecikme Faizi (Ocak 2007-31/12/2009) 0
Toplam Tutar (TL) (Varlık Barışı Kapsamında Beyan Edilen Tutar x %5) 50
Vergi Mevzuatı Yönünden Geçerli Sayılmayan Faturaları Kayıtlarına İntikal Ettirdikleri Halde Haklarında Henüz Vergi İncelemesine Başlanılmayan Mükellefler De Varlık Barışından Yararlanabilir.

Herhangi bir nedenle farkında olmadan vergi mevzuatı yönünden geçerli sayılması mümkün olmayan fatura vb. belgeleri kayıtlarına intikal ettirmiş olduklarını sonradan farkeden mükelleflerimizin, kullanmış oldukları bu tür faturalar için herhangi bir işlem yapmadan bağlı oldukları vergi dairesine başvurarak Varlık Barışından yararlanma taleplerini yazılı olarak iletmeleri gerekmektedir.

5.Vergi Mevzuatı Yönünden Geçerli Sayılmayan Faturaları Kayıtlarına İntikal Ettirdikleri Halde Haklarında Henüz Vergi İncelemesine Başlanılmayan Mükellefler De Varlık Barışından Yararlanabilir.

Herhangi bir nedenle farkında olmadan vergi mevzuatı yönünden geçerli sayılması mümkün olmayan fatura vb. belgeleri kayıtlarına intikal ettirmiş olduklarını sonradan farkeden mükelleflerimizin, kullanmış oldukları bu tür faturalar için herhangi bir işlem yapmadan bağlı oldukları vergi dairesine başvurarak Varlık Barışından yararlanma taleplerini yazılı olarak iletmeleri gerekmektedir.

VIII. SONUÇ
Mükelleflerimizin, basiretli bir işadamı olarak davranacaklarına, vergi mevzuatı yönünden geçerli kabul edilmesine imkan bulunmayan fatura kullanmakla karşılaşmamak için gerekli tedbirleri alacaklarına, özellikle “naylon fatura” kullanmak gibi hem maddi külfet hem de hapis cezası ile sonuçlanabilecek bir yönteme başvurmayacaklarına, bu tür faturalar için komisyon ödemek yerine, biraz daha fedakarlık yapıp vergilerini ödemeyi tercih ederek “vergi idaresi kapımı ne zaman çalacak?” stresi yaşamak istemeyeceklerine eminiz.
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak siz değerli mükelleflerimizin her zaman olduğu gibi “kayıt dışı ekonomi” ve “naylon fatura”ya karşı yürütmekte olduğumuz mücadelede de bize vereceği her türlü destek için teşkilatım adına şimdiden teşekkür eder, saygılar sunarım.

Mehmet KOÇ
İstanbul Vergi Dairesi Başkanı
 alıntı

Tarih: 10:12, 21/10/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Yüreğiniz yetiyorsa, açıklayın raporları!

Yüreğiniz yetiyorsa, açıklayın raporları!
Çarşamba, 16.09.2009 - 04:59

Maliye Bakanlığı’nın sabrına şaşmamak elde değil. Kendilerini savunabilecekleri doğru dürüst bir platform yok.

 

Bir gazeteleri, dergileri, televizyonları, hatta istediklerini istedikleri gibi koyabilecekleri bir web siteleri bile yok..
Ama karşı tarafın televizyonları, gazeteleri, radyoları, internet siteleri... Hep bir ağızdan,raporu hazırlayanları suçluyorlar, bakanlığın yetkililerini yerin dibine batırmaya çalışıyorlar!
Yer yer tehdit de ediyorlar..
Bu ağır hakaret/tehditlere rağmen, Maliye Bakanlığı’nın sadece küçük bir açıklama ile yetinip, Aydın Doğan’ın şirketlerinin ödemekten kaçındığı vergiler ile ilgili ayrıntılı bilgileri vermemeleri, aslında devlet ciddiyeti açısından takdire şayan bir durum.
Hatta bu takdire şayan durum, bazılarınca istismar edilerek, “Bakın Maliye Bakanlığı da açıklama yaptı ama, ayrıntıya giremedi. O kadar ağır hakaretlere rağmen, bakanlık açıklamasında da 3.7 katrilyona varan vergi ve ceza yazısı hakkında somut bilgiler verilememiş olması, aslında uygulamanın yanlışlığından kaynaklanıyor. Öngörülen verginin haklılığına kendileri de inanmadıkarı için, ayrıntıya giremiyorlar” gibi yorumlara da sebeb oldu!
Acaba öyle mi?
Bence hiç de öyle bir durum yok.
Bakanlığın cevabındaki ayrıntıya girmeme hassasiyeti, bence öngörülen vergilerin yanlışlığından değil, kanundaki yasaklara harfiyyen uymalarından kaynaklanıyor.
Nereden mi biliyorum? Doğan grubunun, yine benzer isyanları oynadığı dosyalarda, yargıya intikal eden raporların ayrıntılarından..
Neler var neler o raporlarda.. Doğan medyasındaki haberlere, eleştirilere baktığınızda sanırsınız ki, üç tane denetmen oturmuş, “Ya AydınDoğan’a nasıl bir ceza keselim?” diye kafa kafaya vermişler.. Sonra da “Hadi bugün de, ‘iştirak hisselerinden vergi vermedi’ diye bir kulp takıp, öyle keselim cezayı” demişler gibi, bir hava estiriliyor!
Oysa değil 3.7 katrilyonluk vergi-ceza raporu, birkaç trilyonluk vergi-ceza raporu bile, onlarca sayfalık izahatlarla dolu..
Doğan medyasını takip ettiğinizde, sanırsınız ki denetmenler hiç Danıştay kararı okumadan, kafalarına göre rapor hazırlamışlar!.
Yok böyle bir şey!
Mahkemeye intikal eden, aynı grubun davalarından birisinde yaptığım incelemede, tam 22 tane örnek Danıştay karar eklemiş, denetmenler raporlarına..
Danıştay kararları, tebliğler ve diğer düzenlemeler ayrıntıları ile izah edilmiş..
Öyle ki, Doğan grubunun neredeyse savunma yapacak gücü bile kalmamış!
Teknik birkaç bilgi daha vereyim, incelediğim mahkemeye intikal etmiş dosyadaki Doğan oyunlarıyla ilgili.. Doğan’a ait A şirketi, bankadan kredi alıyor. O kredinin bir bölümü ile, yine kendi grubuna ait B şirketinden hisse alıyor. Sonra bankaya ödediği faizleri kârdan düşüyor.. Yani faizi, devlete ödetiyor! Sadece onunla kalsa iyi, alım ile ilgili olarak da “istisnaya tabi” diyerek vergi ödemiyor.. Neredeyse kendi şirketinden kendi şirketine hisse alıp satıyor, bunların hepsini bedavaya getiriyor!
Ben şöyle bir inceleyeyim diye, mahkemeye intikal eden rapordan birkaç bölümü okumaya kalkıştım, başım döndü.. Yapılan oyunlara akıl sır erdiremedim.
Onun için diyorum ki, Doğan grubu aleyhindeki bu raporlar açıklansa, emin olun bu gruptan kimse, halkın huzuruna çıkıp da “kem küm” edemez!
Ne savunulacak bir yanı var o işlemlerin.. Ne de tartışılabilinir bir durumu..
Resmen oyun.. Resmen vergi kaçırmak için düzenlenmiş ayak oyunları..
Hani basketbolu gösteri oyunu haline getiren NBA var ya.. Aynen o! NBA nasıl basket oynuyorsa, bunlar da kanunlarla öyle oynamışlar, vergileri resmen alaya almışlar!
Göstere göstere, dalga geçe geçe, vergi kaçırmışlar..
“Kimse bizim defterimizi incelemeye cesaret edemez. Kimse bizim vergimizi sorgulayamaz” mantığı ile, bildiklerini okumuşlar..
Ve şimdi sert kayaya çarpınca, viyaklıyorlar!
Burdan, Doğan grubunun tüm mali uzmanlarına sesleniyorum. Tarh edilen vergi/cezalardan, şirketlerle birlikte müteselsilen sorumlu konumdaki mali müşavirlerine sesleniyorum.. Müteselsil sorumluluğu olan yönetim kurulu üyelerine sesleniyorum..
Çıkartın şu raporu ortaya ve dağıtın basına..
Raporu dağıtmak; eğer bir haksızlığa maruz kaldı iseniz, sizin için en birinci savunma yolunuz olmalı değil mi?
Dağıtırsınız raporu.. Sıralarsınız rapordaki hataları.. Televizyonlarınızda meydan okursunuz, “yandaş gazeteci”lere.. “Gelin bakalım. Rapor burda.. Raporu hazırlayanlar memur, gelemiyorlar. Siz gelin savunun” dersiniz, olur biter.
Niye diyemiyorsunuz?
Çünkü o raporlar, öngörülen vergi ve cezaları çoktan hakettiğinizi, en ince ayrıntıları ile izah ediyor da onun için!

alıntı

http://www.timeturk.com/yazardetay.asp?Newsid=16469


Tarih: 13:35, 11/10/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

mahkeme kararı atama haksızlığına karşı

Ankara 9. İdare Mahkemesi, bir vergi denetmeninin görev yerinin İstanbul olarak değiştirilmesine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığının işlemini iptal etti. Ara kararında, kimlerin görev yerinin değiştirilmediğini soran mahkeme heyeti, görev yeri değiştirilmeyen personelin hizmetine neden ihtiyaç duyulduğunun açıklanamaması üzerine işlemin iptaline karar verdi. İşte detaylar...

Ankara 9. İdare Mahkemesi yer değiştirmelere ilişkin önemli bir karar verdi.

Bir vergi denetmenini görev yerinin değiştirilmesine ilişkin işlemde önce "zorunlu çalışma süresi dolan ancak görev yeri değiştirilmeyen" personel bulunup bulunmadığını sonra mahkemeye heyeti, Gelir İdaresi Başkanlığının gönderdiği cevapta bazı personelin görev yerinin değiştirilmediğini belirtmesi üzerine bu kez ikinci bir ara karar ile görev yeri değiştirilmeyen personelle ilgili olarak neden görev yeri değişikliği yapılmadığı ve varsa mazaretlerini sordu.

Gelir İdaresi Başkanlığının bu ikinci ara karara cevabı sadece "idare bu personelin hizmetine ihtiyaç bulunmaktadır" şeklinde oldu. Mahkeme heyeti, hizmete ne şekilde ihtiyaç duyuldupunun açıklanamadığı, ayrıca salt görev yerinde bırakılan personel ile hizmetlerin yapılmasının da zorunlu olduğu yönünde dava dosyasına herhangi bir bilgi veya belge sunulmaması nedeniyle işlemin iptaline karar verdi.

İŞTE MAHKEME KARARI

Alıntı

http://www.memurlar.net/haber/150549/


Tarih: 13:22, 11/10/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Büyüyünce yine eşek olacaksın

ŞAMİL TAYYAR
ŞAMİL TAYYAR
STAR
14.09.2009  06:41
Yazarın Önceki Yazıları
Büyüyünce yine eşek olacaksın

Doğan Grubu’na kesilen vergi cezasının, demokratik veya Erivan açılımı gibi tarihi adımları gölgede bırakacak kadar yeni bir tartışma alanı yarattığı aşikardır. Toplum, yeni bir saflaşmayla karşı karşıyadır.

Bu süreç, kendi içinde riskler barındırsa da sağlıklı bir zeminde yürütülmesi halinde tartışmalardan zarar gelmeyeceği kanaatindeyim. Mutluluklarını başkalarının gözyaşları üzerine inşa edenler bile şaşkın vaziyettedir, tüm olumsuz yanlarına rağmen tartışmalar, büyük olgunlukla devam etmektedir.

Tabi bu arada, Aydın Doğan’a “Brüksel ve Washington’da lobi oluştur, hükümete alternatif çıkar” gibi, Aydın Bey’in parasıyla ucuz şövalyelik yapanlara ilave olarak, akla ziyan önerilerde bulunanlar çıkabilir.

Ya da “asker sopası” ile aslan terbiyeciliğine soyunmalarını salık verebilirler. Nitekim, dün Doğan Grubu’na ait gazetelerde bu anlayışın izdüşümüne rastlar gibi olduk.

Diyarbakır’daki Cemal Temizöz veya İstanbul’daki Ergenekon davasını sulandıran haberler yine revaçtaydı, ancak çok daha ilginç bir haber vardı dünkü Hürriyet’te. Ergenekon kapsamında ifadesi alınan subayların kritik görevlere getirildiğine dair habere atılan şu başlık dikkatimi çekti: “Mesaj gibi atamalar.”

Kime mesaj?

Hükümete...

Asker omzundan hükümete nişan almışlar, köhnemiş siyaset dünyasının şu sloganına sarılır gibiydiler: Beni de yap senin gibi, yoksa seni de yaparım benim gibi...

Peki nasıl olacak bu?

Çözüm önerileri bellidir. İlk olarak Hürriyet’te Eyüp Can yazdı. Citibank incelemesi sırasında kesilen 3 milyar liralık vergi cezasının, itiraz üzerine düzeltilerek sıfırlanması örneğine dikkat çekti.

Deniyor ki; İsterseniz düzeltirsiniz. İki raporu da aynı kontrolör yazdı, dolayısıyla bizimle ilgili rapor da hatalıdır.
Galeyana gelmiş Eyüp kardeşim. Biz Hürriyet’in yalan haberlerine gönderme yapıp doğru haberlerini görmezlikten gelirsek, ortada gazete kalmaz.

Neyse...

Her ne kadar kontrolör aynı olsa da olaylar arasındaki nitelik farklılığının bilincindeler. Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu, Sabah Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu’nun yazısını “işaret fişeği” olarak kabul edip yeni bir adres gösterdi.

Sıfırlamayın ama 300 milyon lira civarında cezaya razı olabiliriz!

Müderrisoğlu’nun “...kurumlar vergisi ile istisnayı yanlış yorumlamaktan kaynaklanan 300 milyon lira civarında ödeme ile ağır ceza yükünü atacak” ifadesi için Berberoğlu’nun yorumu aynen şöyledir: “Müderrisoğlu’nun analizi genel beklentiyi yansıtıyor.”

Gelir İdaresi eski Başkanı Mehmet Ulusoy’un ifadesiyle, “çerez parası”...

Çerezci üstat

Sıkıntı burada. 3 milyar liralık Citibank cezasını sıfırlayan Kemal Unakıtan ve Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu ile çerez parasını literatüre geçiren Mehmet Ulusoy, artık yoklar.

Şimdi, rekor cezayı çerez parasına çevirecek “üstat” aranıyor.

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne baktım. Farsça kökenli “üstat”, “bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse” anlamında kullanılıyor. Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü veya masonlukta üst derece olarak da tanımlanıyor.Kastımız, Maliye’deki üstatlardır. Yukarıdaki tanımlamalar içinde en çok masonluktaki anlatıma denk düşer. Maliye’de görevli vergi uzmanları, kontrolörler ve denetçiler, üst derecedeki ağabeylerine “üstat” diye seslenirler.

Üstatlık, öyle bir hal almıştır ki, zamanla terfi etmenin, özel sektörde ballı iş bulmanın veya vergi kaçakçılığının örtülü kimliği olmuştur.

Teşbihte hata olmaz; mesela, bir üstat,
emekli olup Doğan Grubu’nda işe başlar, grubun vergi işlerini takip eder, görevli kontrolör, o şahsın bir dönem altında görev yaptığı kişidir, üstat edasıyla arayıp çözer sorunu.

Kast sistemi gibi...

Rica, bir yerde emir telakki edilir. Özel sektördeki kimi üstatlar, Maliye’deki çömezlerini devlet bütçesinden söğüşler, çömezler ise üstat sıfatı kazanıp aynı rolü üstlene kadar oyuna devam eder.

Gelen üstadım, giden üstadım...

Üstat devri kapandı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le daha bu vergi cezası ortada yokken konuşmuştum, bu sakıncalı durumdan söz ettiğimde, “Kesin haklısın. Onun için göreve gelir gelmez yayınladığım bir genelgeyle üstat diye seslenmeyi kaldırdım. Maliye’de artık üstat devri kapandı” dedi.

İşte, Doğan Grubu’nun anlayamadığı budur. Eskiden “üstat” yoluyla çözülen işler, artık hesaba çekiliyor.

Enis Berberoğlu’nun dünkü yazısının son bölümünde, üstatların acz içinde kaldıkları veya cehaletle baş edemedikleri kaygısına yer vermesi de bu değişimin iyi okunmadığını gösteriyor.

Yanında çalıştırdığı onlarca üstadı ne yapar bilemem, Aydın Doğan şunu iyi bilmeli, artık üstat devri bitti.

Bu süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Başta medya patronları olmak üzere, iş dünyası, üstat geleneğine dayalı vergi cambazlığını terk edecektir.

Ama değişimin iyi okunması gerekir. Mesele, sadece isim değişikliği değildir. Zihniyetin evrim geçirmesi gerekir.

Hani, lakabı “eşek” olan adamın, eşinin şikayeti üzerine lakabını değiştirmek için köy heyetine başvurup “sıpa” ismini kaptıktan sonra heyecanla evin yolunu tuttuğunda, karısının verdiği cevabı hatırlıyor olmalısınız: “Ne fark etti, ha eşek ha sıpa. Büyüyünce yine eşek olacaksın...”

Söz meclisten dışarı...

Tarih: 10:26, 1/10/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->