Image Hosted by ImageShack.us

Tanım

O ŞİMDİ ADANADA


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* akifoz
* Sarıveliler Çukurbağ köyü
* Hamide ÖZ
* Daganer
* Özdaganer
* Adana Vergi dairesi
* vergi-denetmeni
* Konya sergi dairesi
* DERNEK
* GELİR İDARESİ
* MEVZUAT

Kategoriler

  • GENEL
  • HABER
  • RESİM

  • Konuşunuz Unakıtan

    Konuşunuz Unakıtan
    OLAY 1 SEVGİLİ okuyucularım,
    Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, merkezi ABD’de bulunan ve Türkiye’de çalışan Citibank’ın 2 milyar dolar tutarındaki vergi borcunu bir imza atarak sildi mi? Affetti mi? Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri aylar süren vergi incelemesi sonrasında Citibank için vergi inceleme raporu düzenlediler. Bu raporlar, vergi denetmenlerinin bir anlamda iç denetim birimi olan ve deneyimli vergicilerden oluşan "Okuma Komisyonu" tarafından da incelenip kontrol edildi. Ardından vergi cezaları kesildi. Citibank yetkilileri, Maliye Bakanlığı’na başvurup "düzeltme" yoluyla 2 milyar dolarlık vergi ve cezasının silinmesini istediler. Oysa vergi inceleme raporu dayanak alınarak kesilen vergi ve cezada "düzeltme" diye bir çözüm yolu yok. Citibank’ın önünde sadece iki yol vardı. 1- "Ben bunu ödemek istiyorum ama pazarlık yapalım" diyerek uzlaşma isteyebilirdi. 2- "Bu vergi ve cezalar hukuka aykırıdır" deyip Vergi Mahkemesi’nde dava açabilirdi. Fakat o da ne! Bu olayda Citibank icin "çok özel" bir üçüncü kapı açılıverdi! Bakanlık Gelir İdaresi Başkan Vekili Osman Arıoğlu, üç sayfalık bir yazı hazırladı ve bu yabancı bankaya kesilen vergi cezasının tamamının kaldırılmasını Kemal Unakıtan’ın onayına sundu. Unakıtan da bu yazıya "olur" verdi ve 2 milyar dolarlık vergi cezası bir anda siliniverdi! Cumhuriyet tarihinde, Maliye tarihinde böyle bir olay görülmüş değil. Raporu hazırlayan vergi kontrolörleri ile "Bu rapor doğrudur, işlem yapılmalıdır" diyen komisyon bile, bu verginin bir kalemde silindiğini çok sonra öğrendiler! İşçi Partisi bu olayı belgeledi, Başbakan ve Maliye Bakanı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Burada Kemal Unakıtan’a soruyorum: Bu olay nedir? Citibank’a bu kıyak niçin, hangi yasal gerekçeyle yapılmıştır? Beyefendi şimdi aday olduğu Eskişehir’de futbolcu transferi yapıyor, Maliye Bakanlığı’na ait bilgisayarları orada seçmenlere dağıtıyor. Fırsat bulduğu takdirde elbette açıklama yapacaktır!
    OLAY 2
    VERGİ Dünyası Dergisi’ni, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Derneği çıkarıyor. Dernek üyeleri şu anda hesap uzmanı olan kamu görevlileri. Bürokrasinin gözbebeği olan, vergi kaçaklarının üzerine gidip devlete trilyonlar kazandıran seçkin kadrolar. Dergide Hesap Uzmanları adına çok çarpıcı bir yazı yayınlandı. Özetliyorum: "Anayasa uyarınca vergiler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bu ilkeye bu dönemde uyulmuyor. Yapılan işlemlerin ortak noktası, kanuna aykırı olarak veya kanunla verilmeyen bir yetkiyi kullanarak, alınması gereken verginin alınmamasını sağlayan metinler olarak karşımıza çıkıyor. Bunu yapanlar (Maliye Bakanlığı) bütün uyarılara karşın hukuka aykırı uygulamaları sürdürüyor. Bu yanlışların en büyüğü ise yapılan bu yanlışlara ses çıkarmamak, hatta farklı nedenlerle alkış tutmaktır." Yazı şöyle bitiyor: "Biz Maliye Hesap Uzmanları Derneği olarak yanlışa alkış tutmaya devam edenlerin, bir gün tarihsel sorumlulukları ile hesaplaşma zorunda kalacaklarını bildiriyoruz. Yasal zemini olmayan uygulamaları alışkanlık haline getirenlere de, her türlü yasal mekanizmayı devreye sokma kararlılığı ile ’Kanun namına durun’ diyoruz."
    OLAY 3
    MALİYE tarihinde görülmemiş bir olay daha. Şu anda devletin Baş Hesap Uzmanı olan Nihat Uzunoğlu, devletin tam 32 trilyon lira tutarında bir alacağının tahsil edilme olanağını ortadan kaldırdığı ve yandaş bir holdinge haksız kazanç sağlattığı için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Daire Başkanı Adnan Ertürk hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Hesap Uzmanı Kazım Serkan Salalı tarafından ortaya çıkarılan 32 trilyonluk kamu alacağının, bununla ilgili dava açılması için gerekli onayı vermeyen ve raporu işlemden kaldıran Daire Başkanı Ertürk’ün yargılanıp cezalandırılması isteniyor. Devletin Maliye Bakanlığı, Bay Unakıtan’ın elinde bu durumlara düştü! Hesap sorulmayacak mı? Elbette sorulacak. Bay Unakıtan’ı şimdiden Yüce Divan önünde görür gibiyim. Emin ÇÖLAŞAN 17 Temmuz 2007
    .

    Tarih: , 18/8/2008
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    Telefonlar dinleniyor ama maliye tarafından

    Maliye Bakanlığı’na telekulak soruşturması
    11/08/2008

    Danıştay, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu

     

    ANKARA - Maliye Bakanlığı’nda ’telekulak’ skandalı patladı. Danıştay 1. Dairesi, Maliye Bakanlığı’nda bazı görevliler hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca başlatılan idari soruşturma kapsamında vergi denetmeni olarak görev yapan Nermin Ateş’in telefonlarının dinlenmeye alınmasını yasalara aykırı buldu.

    Danıştay, Ateş’in telefonlarını dinlemeye aldıran Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma izni istenmesine dair yapılan başvuruya ilişkin hazırlanan raporu yetersiz buldu. Yeni bir raporun hazırlanıp kendilerine gönderilmesini isteyen Danıştay, daha sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek.

     

    VERGİ DENETMENİNİN TELEFONU KOCASININ ÜZERİNE KAYITLI

     

    Nermin Ateş’in kullandığı cep telefonunun, eşi Hıdır Ateş adına kayıtlı olduğu tesbit edildi. Hıdır Ateş, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na başvurarak eşi Nermin Ateş’in kullandığı ve kendi adına kayıtlı bulunan cep telefonunun hangi gerekçelerle dinlemeye alındığını sordu. Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde dilekçe yazarak, telefonunun neden dinlendiğini soran Ateş’e, istediği bilgilerin kendisine verilemeyeceği yanıtı verildi.

    Ateş de, bu yazı sonrası hakkında açılmış bir soruşturma olmadığı halde telefonunun dinlemeye alınarak özel hayatın gizliliğinin ve iletişim özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia ederek telefonu dinlemeye alan Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında şikayetçi olduğunu belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık da ilgililer hakkında soruşturma başlatmak için Maliye Bakanlığı’ndan izin istedi. Maliye Bakanlığı, olayı incelemesi için müfettiş görevlendirdi. Müfettiş, Ateş’e ait telefonu dinlemeye aldırma eylemiyle illiyet bağı bulunan tüm şüphelilerin isnat edilen eylemle ilgilerine göre haklarında soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönünde bir öneri getirilmesi yönünde bir inceleme yapmadan soruşturma izni verilmemesi gerektiğini belirtti.

     

    BAKANLIĞIN KARINA İTİRAZ

     

    Hıdır Ateş, Maliye Bakanlığı’nın bu kararına itiraz etti. İtirazı görüşen Danıştay 1. Dairesi Maliye Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma vizesi verdi. Kararda şöyle denildi:

    "Eylemle illiyet bağı bulunan şüphelilerin ismen ve görev yerleri itibariyle tespit edilerek haklarında yasal merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak tüm şüphelileri kapsayan bir ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından söz konusu inceleme raporu da göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıkları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın eksiksiz olarak dairemize gönderilmesi gerektiğinden, itirazın kabulüyle Maliye Bakanı’nın, şikayetin işleme konulmamasına ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın gereğinin yapılması için Maliye Bakanlığı’na iadesine oy çokluğuyla karar verildi"

    Maliye Bakanlığı, Danıştay’ın bu kararının ardından yeni bir rapor hazırlayacak. Danıştay da hazırlanan raporu inceledikten sonra Maliye Bakanlığı yetkililerinin "görevi kötüye kullanmak" suçunu işleyip işlemediklerine karar verecek. (anka)


    Tarih: , 11/8/2008
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    GÜNÜN KARİKATÖRÜ



    Tarih: , 9/6/2008
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    “G.İ.BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” HAKKINDAMALİYE MÜFETTİŞİ GÖRÜŞÜ

    “G.İ.B. TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE MAL.BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA K.H.K BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİMİZ

    1) Tasarının Genel Gerekçesinde, vergi denetim birimlerinin gelişmiş ülkeler uygulamalarına paralel olarak yeniden yapılandırıldığı belirtilmektedir.

    tasarıyla yapılan, gelişmiş ülkeler uygulamalarına tamamen terstir.

    .....

    Ayrıca, yukarıdaki önem kademelendirmesine paralel olarak, coğrafi yönden “mahallinde-bölgede-merkezde” olmak üzere yine üçlü bir kademelendirilmiş yapı görülmektedir. Bu coğrafi kademelendirme özellikle bizim gibi büyük ülkelerde daha belirgindir.

    Ülkemizde, şu anki durumda küçük işletmeler için mahallinde (illerde) inceleme yapan vergi denetmenleri bulunmaktadır. Bunlar orta çaplı işletmeleri de denetlemektedirler. Bizde eksik olan, münhasıran orta ölçekli işletmeler için bölge merkezlerinde çalışacak vergi inceleme elemanlarının bulunmayışıdır. Ancak tasarıyla bu eksiklik giderilmemektedir.

    2) Tasarının Genel Gerekçesinde, Mal.Bakanlığı ile G.İ:Bda ayrı ayrı unvanlar altında yürütülen vergi denetim hizmetlerinin, Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı ve Gelirler Kontrolörü unvanları kaldırılarak, Maliye Bakanlığında eşgüdüm ve işbirliği içinde yürütülecek şekilde konsolide edildiği belirtilmektedir.

    Ancak, Maliye Teftiş Kurulu esas itibariyle bir vergi denetim birimi değildir, Maliye Müfettişleri de vergi inceleme elemanı olarak nitelendirilmemektedirler.

    Bilindiği üzere vergi incelemesini düzenleyen temel Kanunlar 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 4709 sayılı Hesap Uzmanları Kurulu Kurulmasına Dair Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunudur.

    5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 4/j maddesinde “belirlenen temel politikalar ve stratejiler doğrultusunda vergi inceleme ve denetimlerini gerçekleştirmek” Gelir İdaresi Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Başkanlık bu görevi iki birimi vasıtasıyla yerine getirmektedir. Bunlar, Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı ile Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığıdır. Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı taşrada konumlanmış Vergi Denetmenlerinin vergi incelemelerini belirlerken, Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı da doğal olarak Gelirler Kontrolörlerinin yapacakları vergi incelemelerini tayin etmektedir.

    Bu çerçevede ana görev tanımı vergi incelemesi olan 3 ayrı vergi denetim elemanından bahsedilebilir. Bunlar; Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri olup, bu birimlerdeki denetim elemanları aynı zamanda vergi inceleme elemanları olarak da nitelenirler.

    Vergi Usul Kanununda vergi inceleme yetkisi verilen Maliye Müfettişleri ile Vergi Dairesi Müdürleri ise esas itibariyle vergi inceleme elemanı olmayıp, yaptıkları görevleri gereği vergi inceleme yetkisine haiz görevlilerdir. Bu nedenle, Maliye Teftiş Kurulu hiçbir zaman sadece bir vergi denetim birimi olarak görev icra etmemiş, Bakanlığın teftiş, soruşturma, genel inceleme ve araştırma birimi işlevi her zaman ön planda olmuştur.

    3) Tasarının Genel Gerekçesinde, merkez denetim elemanlarının yeni vergi denetim biriminde kariyerlerine uygun olarak çalıştırılacakları belirtilmektedir.

    Ancak, Maliye Müfettişlerinin kariyeri vergi incelemesi değildir.

    Maliye Müfettişlerinin asıl işleri esas itibariyle teftiş, sonrasında ise tetkik ve tahkikattır. Vergi incelemesi burada tetkik işlevi içerisinde kısmi bir yer tutar. Diğer deyişle özel sektöre dönük bir iş olan vergi incelemesi, Maliye Teftiş Kurulunun iş hacmi içindeki payı %10’u geçmeyen ikincil bir iştir, kariyerin belirleyici unsuru değildir. Belirleyici unsur kamuya dönük bir iş olan teftiş, yani idarenin denetimdir.

    4) Tasarının Genel Gerekçesinde, Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığında ayrı ayrı yürütülen vergi denetim hizmetlerinin, Maliye Bakanlığında konsolide edildiği belirtilmektedir.

    Ancak, bu tasarıyla vergi denetim hizmetleri Maliye Bakanlığında toplanmamakta, tam tersine halen Gelir İdaresi Başkanlığında toplanmış olan vergi denetim hizmetleri dağıtılmaktadır.

    Halen, görev tanımları nedeniyle mesailerinin hemen tamamını vergi incelemesine ayırmak durumunda bulunan ve bu nedenle de vergi inceleme elemanı olarak da adlandırılan Hesap Uzmanı, Gelirler Kontrolörü ile Vergi Denetmenlerinin toplam sayıları 3410 (= 300+330+2780) olup bu elemanların, 3110’ u (=330+2780) ile vergi dairesi müdürlerinin tamamı Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak görev yapmakta iken 300 Hesap Uzmanı ise Bakanlık bünyesinde görev üstlenmektedir. Buna göre halen, vergi dairesi müdürleri hariç, salt vergi incelemesi ile uğraşan elemanların % 91’ i (=3110/3410) zaten Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesindedir. Bu durumda, mevcut yapıda “vergi denetiminde çok başlılık bulunduğu” iddiasının geçerli olmadığı anlaşılmaktadır.

    Tasarı Gelirler Kontrolörlerinin, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinden çıkarılarak Bakanlığa bağlanmasını öngörmektedir. Böylece Bakanlığa bağlı salt vergi incelemesi ile uğraşan elemanların sayısı 300’den 630’a çıkarılmakta, aynı zamanda Maliye Müfettişlerinin Bakanlığın merkez ile bağlı ve ilgili kuruluşlarına yönelik diğer tüm teftiş, denetim ve soruşturma yetkileri yok edilerek salt vergi inceleme elemanlarına dönüşümü sağlanmak suretiyle bu sayı 750’ye yükseltilmektedir. Bu değişiklik sonucunda toplam vergi inceleme elemanı sayısında sadece 120 kişilik bir artış meydana gelmiş olmakta, Bakana bağlı vergi inceleme elemanı sayısı 300’den 750’ye yükseltilmekte, 2780 Vergi Denetmeni Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde bırakılmaktadır. Bu değişimin oransal dağılımı ise, vergi inceleme elemanlarının % 21’i Bakanlıkta ve %79’u Gelir İdaresi Başkanlığında olacağını göstermektedir. Bu rakamlardan da görüleceği üzere, asıl tasarının kabulü halinde vergi incelemesi alanında parçalı bir yapı ortaya çıkmakta, esasen vergi ve vergi incelemesi uygulamalarının esas sorumlusu olan Gelir İdaresi Başkanlığının sahip olduğu denetim gücü % 91 den % 79’a düşürülerek zayıflatılmaktadır.

    5) Tasarının Genel Gerekçesinde, G.İ.B'nın merkez ve taşra teşkilatının denetim boyutuyla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç bulunduğu belirtilmektedir.

    Ancak tasarı vergi denetim modelini değil, Maliye Bakanlığının denetim yapısını değiştirmektedir.

    Tasarının Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının görevlerini belirleyen 4 üncü maddesi Başkanlığın görev alanını sadece vergi incelemesi ile sınırlandırmaktadır. Söz konusu maddede 14 bent halinde sayılan görevlerin tamamı vergi incelemesine yöneliktir ve tek bir bent halinde toplanması mümkündür. Kaldı ki, zaten Vergi usul Kanununun 134 ve takip eden maddelerinde ayrıntısıyla düzenlenmiş olan vergi inceleme yetkisinin bu tasarıda da düzenlenmesi gereksiz bir mükerrerlik doğurmaktadır.

    Tasarı esasen sadece vergi incelemeleri konusunda yenilik içermeyen bir düzenleme getirmekte, buna karşılık Bakanlığın teftiş ve idari denetim yapısını ise tamamen çökertmektedir. Bir başka ifade ile bu tasarı, özü itibarıyla, Maliye Teftiş Kurulunu ortadan kaldırmak suretiyle “Maliye Bakanının” gelir idaresi de dahil olmak üzere merkez ve taşra birimleri üzerindeki denetimini kaldırmaktadır. Bu nedenle, tasarıyla vergi incelemesinde çok başlılık kaldırılıyor izlenimi verilmek istense de, temel teftiş ve soruşturma yetkisi yok edilmek suretiyle, aslında Maliye Bakanlığının genel denetim gücü açıkça zaafa uğratılmaktadır.

    Halbuki, iyi bir vergi idaresi tasarımında, idarenin uygun yetkilerle donatılması yanında, bu yetkilerin hem devlet, hem de mükellef hukukunu gözeten bir anlayışla kullanılıp kullanılmadığını izleyecek, mükellefler tarafından vaki olacak ihbar ve şikâyetleri değerlendirecek bir “teftiş ve soruşturma” biriminin mevcudiyeti, denetim ihtiyacının “olmazsa olmaz” bir diğer boyutunu teşkil etmektedir. Bu ihtiyacın göz ardı edilmesi halinde, uzun vadede kaçınılmaz biçimde idarenin; “yozlaşması”, “etkinlikten uzaklaşması”, “mükellefler bakımından gönüllü uyum eğiliminin azalması” sonuçları ortaya çıkacaktır.

    6) Tasarı T.C.Anayasası, 3046 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esaslarını Düzenleyen Temel Kanun ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile uyumlu değildir.

    ...........

    Nitekim anılan madde içeriğine bakıldığında Maliye Müfettişlerinin görevleri sayılırken tamamen bu kapsamdaki hususlara yer verildiği görülmektedir.

    Maddenin (a) bendinde genel, katma ve özel bütçeli dairelerle fonlar ve döner sermayeli kuruluşların (b) bendinde imtiyazlı şirketlerin (c) bendinde dernek vakıf ve sendikaların teftişine yer verilmiştir.

    Dikkat edileceği üzere,

    Maliye Müfettişlerinin görev ve yetkilerini düzenleyen Kanun maddesinin hiçbir yerinde vergi incelemesine yapılmış bir atıf yoktur. Maliye Müfettişlerinin bu konudaki yetkisi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135 inci maddesinde yer alan bir düzenlemeyle sağlanmaktadır.

    Bakanlığın teftiş, denetim ve soruşturma yükümlülüğünü 129 yıldan beri aksatmadan yürütmekte olan Maliye Teftiş Kurulu, önemli yolsuzluk olaylarının incelenmesinde ve vergi dairesi teftişlerinde vergi inceleme yetkisini tamamlayıcı bir unsur olarak kullanmıştır. Tasarı ile Teftiş Kurulu açısından tali nitelikteki bu yetki ön plana çıkarılarak Maliye Teftiş Kurulu mensupları salt vergi inceleme elemanı olarak değerlendirilerek ortadan kaldırılmaktadır. Dolayısıyla, tasarlanan modelle Maliye Müfettişlerinin katılımı ile Bakanlığın sayısal olarak vergi inceleme kapasitesi kısmen artırılırken, Anayasa ve kanunların öngördüğü teftiş birimi yok edilmek suretiyle gerçekte Bakanlığın işleyişine ve idari yapısına çok daha büyük zarar verilmektedir.

    Ayrıca sorun sadece bir Kanunlar arası uyumsuzluk sorunundan ibaret olmayıp, Bakanın merkez ve taşra teşkilatı üzerindeki denetim görev ve yetkisini kullanan Maliye Teftiş Kurulunun ortadan kaldırılması ile bir bütün halinde Maliye Bakanlığı ciddi risklerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu çelişkiyi gidermek için yapılması gereken Teftiş Kurulunun kaldırılması değil, zorunlu görülmesi halinde yeniden organize edilmesidir. Aksi takdirde, tasarı ile oluşturulan Vergi Denetim Kurulunun yetkilerinin sadece vergi incelemelerine dönük olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda, Bakanlık bünyesinde yeni bir teftiş kurulu oluşturulmak zorunda kalınacaktır. Esasen bu çelişkili durum bile söz konusu tasarının niçin yasalaşmaması gerektiğine tek başına gerekçe teşkil etmektedir.


    Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

    MALİYE MÜFETTİŞLERİ DERNEĞİ


    Tarih: , 2/6/2008
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    Denetimlere eleştiri

    Denetimlere eleştiri
    Artan vergi denetimleri, tepki çekerken, iş dünyası, “Denetimler sıkıntıdaki esnafı daha da zorluyor” diyor. Maliye ise, uygulamanın Konya’ya özgü olmadığını belirtiyor
    “SIKINTI DAHA DA ARTIYOR”
    Maliye Bakanlığı’nın geçmişte ‘rızaen matrah artırımı’ olarak uygulamaya koyduğu ve şimdi de ‘gönüllü uyumluluk’ adı altında yürüttüğü vergi denetimleri tepkiye neden oldu. Mükellefler işlerin durgun olduğu dönemde artan denetimlerin sıkıntıyı daha da artırdığını belirterek, “Denetimler, zorla matrah artırımına dönüştü” değerlendirmesini yapıyor. Uygulamanın vergi barışını bozduğu ifade ediliyor.

    “DENETİMLER EĞİTİCİ OLMALI”
    Konya Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Hüseyin Üzülmez, vergi denetimlerinin eğitici ve hukuki olmadığını dile getirerek, vatandaşı Maliye’ye çağırıp ‘matrah artır’, ‘fazla göster’ demenin yanlış olduğunu vurguladı. Maliye’nin yasal olmayan yollara başvurmamasını isteyen Üzülmez, denetimlerde kayıt dışını ve mükellefi kayıt altına alma noktasında eğitici olunması gerektiğini söyledi.

    “MÜKELLEFLERİN SIKINTILARI DAHA DA ARTTI”
    Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Konya Şube Başkanı Ahmet İçyer de, yeni işe başlamış iş hacmi olmayan firmalardan dahi belirli matrahlar istendiğini dile getirdi. Vergi Dairesi’nin mükelleflerin ortağı konumunda olduğunu da belirten Ahmet İçyer, “Bu ortaklıkta, ortaklar hem işletmeleri hem de birbirlerini iyi anlamalılar” dedi. Vergi uzmanları ise, denetimlerin herhangi bir ille sınırlı olmadığını kaydetti.

    Matrah tartışması

    Maliye’nin ‘gönüllü uyumluluk’ adı altında denetimleri artırması çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Vergi barışının bozulmaması istenirken, vergi uzmanları geçmişe dönük fatura kesilmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor

    Maliye Bakanlığı’nın geçmişte ‘rızaen matrah artırımı’ olarak uygulamaya koyduğu ve şimdi de gönüllü uyumluluk olarak ifade ettiği vergi denetim uygulamaları mükellefin tepkisine neden oluyor. Mükellefler işlerin durgun olduğu dönemde artan denetimlerin sıkıntıyı daha da artırdığını savunuyor. Denetimlerin ‘zorla matrah artırımına’ dönüştürüldüğüne işaret eden mükellefler, uygulamanın vergi barışını bozduğuna işaret ediyor.
    “DENETİMLER EĞİTİCİ VE HUKUKİ OLMALI”
    Konuyla ilgili olarak değerlendirme yapan Konya Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Hüseyin Üzülmez, mükellefle Maliye Bakanlığı arasında başlatılan vergi barışının bozulmamasından yana olduklarını söyledi. Ancak yapılan vergi denetimlerinin eğitici ve hukuki olmadığına işaret eden Hüseyin Üzülmez, yapılanların vergi barışını bozacağı uyarısında bulundu.
    Maliye’nin, vatandaşın vergi kaçırdığı kanaatine sahipse inceleme yapıp ceza kesebileceğini aktaran Hüseyin Üzülmez, vatandaşı Maliye’ye çağırıp ‘matrah artır’, ‘fazla göster’ demenin yanlış olduğunu vurguladı. Hüseyin Üzülmez, Maliye’nin yasal olmayan yollara başvurmamasını istedi ve buna karşı olduklarını söyledi.
    Vergi denetimlerde iki temel amacın olduğunu kaydeden Üzülmez, bunların kayıt dışını kayıt altına almak ve mükellefi kayıt altına alma noktasında eğitici olmak olduğuna dikkat çekti.
    “MÜKELLEFLERİN SIKINTILARI DAHA DA ARTTI”
    Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Konya Şube Başkanı Ahmet İçyer de, vergi denetimleri yüzünden mükellefin sıkıntılı olduğunu yineledi. Ahmet İçyer, denetimleri kast ederek 3 yıldır aynı şeyin yapıldığını, geçmişte ‘rızaen matrah artırımı’ olan ve şimdi ‘gönüllü uyumluluk’ olarak ifade edilen denetimlerin tehditle matrah artırımına dönüştürüldüğünü söyledi.
    Vergi denetimlerinde yaşanan sıkıntıları da gözler önüne seren Ahmet İçyer, yeni işe başlamış iş hacmi olmayan firmalardan dahi belirli matrahlar istendiğine vurgu yaptı. İçyer, bu durumda mükelleflerin gidip kendi durumlarını Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğüne izah etmelerini istedi. İçyer, “Yeni kurulmuş olanların, zarar edenlerin, herhangi bir cirosu olmayanların ve düşük satışları olan firmaların bu grup müdürlüğüne kendini anlatması gerekir” dedi. Bu arada çok büyük cirolar yaptığı halde düşük matrahlar beyan edenlerin de bunun sebebini açıklayacak makul cevaplar bulmak zorunda olduğuna işaret eden İçyer, değilse Maliye’nin geçtiğimiz yıllarda da uyguladığı interaktif denetimlerle karşı karşıya kalınacağı uyarısında bulundu. İçyer, ayrıca şu an banka hesaplarında para dolaşımlarının Maliye tarafından kontrol edildiğini, hesapta dolaşan parayı işyerleri ile ilişkilendirerek kişilerden hesap sorulduğunu kaydetti.
    Vergi Dairesi’nin mükelleflerin ortağı konumunda olduğunu da belirten Ahmet İçyer, “Bu ortaklıkta, ortaklar hem işletmeleri hem de birbirlerini iyi anlamalılar. Vergi Dairesi bunu düşünmeli” değerlendirmesini yaptı. İçyer, firmalarsa kayıt düzeni içerisinde kalmaya özen göstermesini isteyerek, “Çünkü kayıt düzeni içerisinde kalmayan kişiler diğer firmalara karşı haksız rekabet uygulamış oluyorlar” dedi.
    “DENETİMLER KONYA’YA ÖZGÜ DEĞİL”
    Öte yandan vergi uzmanları, denetimlerle geçmişe yönelik fatura kestirilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vergi Dairesi’nin denetimlerde geçmişe yönelik hatalı beyanların düzeltilmesini istediğini kaydeden uzmanlar, “Geçmişe dönük fatura düzeltilmesi teknik olarak mümkün değil. Ama mükellefin o dönemde işi yaptığı dönemdeki gelir beyanı ve kurumlar beyanını düzeltmesini tavsiye ediliyor” dedi. Mükelleflerin bir kısmına yanlış yönlendirmelerle ‘geçmişe yönelik fatura kesin’ denildiğini kaydeden uzmanlar, mevzuatın böyle bir yola başvurmadan beyanı düzeltme imkânı sağladığını dile getirdi. Vergi uzmanları, denetimlerin 3 yıl önce Ankara’da başladığını ve Türkiye geneline yayıldığını kaydederek, “Konya’ya özgü bir durum yok” yorumunu yaptı.


    Tarih: , 22/5/2008
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->


    Radyoyu Winampla Dinle
    Sitene Radyo Ekle
    >